Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said’in 2021 yılında seçilmesinin ardından 25 Haziran 2022’de yayınladığı istisnai kararlarla birlikte muhalif siyasetçilere yönelik uluslararası hukuka aykırı tutuklamalar furyası başlamıştı.
Üyemiz Raşit Gannuşi, 17 Nisan 2023’te evine düzenlenen baskınla gözaltına alınmış ve kendisine “Ramazan Müsameresi Davası” olarak bilinen dava kapsamında “Halkı isyana teşvik etmek” suçlaması yöneltilmişti.
Gannuşi hakkında ayrıca, “Devlete karşı komplo”, “Kazandığı uluslararası ödülün bedelini Kızılay’a bağışlama” ve “Yurt dışı menşeli finansman” gibi içi boş soruşturmalar ile bir takım suçlamalar yöneltiliyor.
Nahda lideri, söz konusu davalarda toplamda 40 yıla yakın hapis cezası istemiyle hapishanede tutuluyordu.
Gannuşi ise yargılamaların siyasi olduğunu öne sürerek hakim karşısına çıkmayı reddederken; yargılamalar uluslararası hukuka uygun olmayan usuller ve insan haklarına aykırı uygulamalar ile sürüyordu.
Ta ki dün akşam geç saatlerde kendisinin ani rahatsızlığı ile hastaneye kaldırıldığı iddiasına kadar.
Şeyh Raşit; ileri yaşına rağmen tutuklu olarak cezaevinde yatan, Tunus’un ilk demokratik seçilmiş başkanı olarak zaten hukuksuz yargılamalar ile tutulduğu cezaevinde kötü muamele, işkence veya insanlık onuruna yakışmayacak bir davranış silsilesi ile bu hale getirilmiş olabilir.
Kendisi, ileri yaşına rağmen zorlu koşullarda yaşam ve özgürlük mücadelesi vermekteydi.
Tunus yargısına Uluslararası Hukukçular Birliği olarak çağrımız şudur ki; yargılamaların dayanaksızlığı ve muhalefetin susturulması kepazeliği Türkiye’deki insan hakları kuruluşları tarafından da takip edilmektedir.
Birleşmiş Milletler Heyetini bile ülkeden deport edecek kadar düşkün bir anlayışla ülke yönetmeye çalışmak, Tunus halkına ve insanlığa karşı bir demokrasi & hukuk katliamıdır.
Gannuşi’nin sağlığının bir an evvel iyiye gitmesini diliyor, Tunus yargısını iktidar karşıtlarına karşı cadı avından geri durmalarını ve hükümetin iktidarını koruma maşası olmaktan vazgeçmelerini öneriyoruz.
Aksi takdirde hukuk, bir gün işgalcilere de sirayet ettiğinde, Güney Afrika misalinde olduğu gibi kendilerini savunacak bir Avukat bulamayacaklardır.
—-
